gezgin elif

...yavaş yavaş bütün dünya...

İskoçya 2010

İSKOÇYA (SCOTLAND)

2010 Yılının ilk gezisi İskoçya oldu.

Şahane gezdim Happy

Gezinin içeriğinden önce detayları:

İstanbul’dan İskoçya’nın başkenti Edinburgh’a uçak ile vardık. Bu seyahatte Londra dışında bir yerden aktarma yapmak istediğimizden Lufthansa ile uçtuk, aktarmamız da Almanya’da oldu. Lufthansa her zamanki gibi dakikliğinden ve konforundan ödün vermeden bizi gitmek istediğimiz yere ulaştırdı.

Edinburgh’a daha önce gittiğimizden ve Birleşik Krallık’taki ilk araba kullanma deneyimi orada yaşadığımdan (ve problemsiz atlattığımdan) tekrar araba kiralamaya karar verip önceden araba kiralama şirketinde rezervasyonumuzu yapmıştık. Ben genellikle diğer firmaların fiyatlarını da kontrol etmekle birlikte Hertz veya Europcar’ı kullanıyorum. Şimdiye kadar ikisi de gayet güzel gitti... Her neyse, yine araba rezervasyonunu internetten yaptım, fiyatı ve özellikleri önceden belli idi.

Havalimanına inince 10 yıllık Edinburghlu gibi elimi kolumu sallaya sallaya gayet bilmiş bir tavırla araba kiralama kısmı şurası diye sevgili Kerem’e hava atarken bir baktım ki orada yok! Bir film gibi aklımdan çeşitli senaryolar geçti, aralarından bir tanesine göre tam havalimanlarını artık karıştırdığıma dair kendimi inandırmaya başlamıştım ki, bir yazı dikkatimi çekti. Yazıda havalimanındaki tadilatlar nedeniyle araba kiralama şirketlerinin yerlerinin değiştirildiğine dair bilgi vardı. İçim bayağı rahatladı tahmin edeceğiniz gibi!

Zaman zaman pek te inandırıcı gelmeyen yazıları ve okları takip ederek araba kiralama şirketlerinin havalimanının dışındaki bir binadaki yerine geldik. Gelmemiz yaklaşık bir 10 dakika sürdü diyebilirim rahatlıkla. Çünkü sadece pek te inandırıcı olmayan okları takip etmek gerekmiyordu, bayağı da yürümek gerekti, mesafaye değmediğinden herhalde shuttle’da yoktu... Lakin, şirketleri basık ve küçük havalimanının içinden alıp dışarıdaki yeni yapılan ferah binaya taşımak bence iyi bir hareket olmuş. Bütün şirketler aynı yerde, hangisi nerede diye karıştırmadan rahat rahat işinizi hallediyorsunuz.

Araba kontratını imzalayıp, kredi kartının bir çıktısını kendilerine teslim edip arabayı teslim almamızla beraber, en yakındaki alışveriş merkezine gitmeye karar verdik. Sebebi de alışveriş merkezlerine bayıldığımızdan değil, aksine eksik malzemelerimizi tamamlamak içindi. Çünkü son varış noktamız olan yer küçük bir kasaba olduğundan sadece bir markete sahip olduğu konusunda uyarı almıştık.

Anayola sizi gayet komplike bir şekilde ulaştıran ara yoldan geçtikten sonra alışveriş merkezini bir iki yalnış sapış, bir iki aykırı trafik hareketi ile bulmayı becerdik. Zannedersem, gelen bütün şaşkın turistler hep araba kiraladığından havalimanı civarında oturan bölge halkı bu tarz şaşkınlıklara hazır onun için hiç tepki vermiyorlar... Alışveriş merkezi diyip duruyorum sakın kocaman birşey zannetmeyin, içinde her türlü ihtiyaçlarınızı düşünülerek açılmış küçük küçük dükkanlarla dolu bir yer; Boots da var, Vodafone/T-Mobile da, kitapçı da... Eksik malzemelerimizi tamamlayıp İngiltere telefonunu da aktive ettikten sonra artık kuzey’e doğru yola çıkmaya karar verdik. Zira hava tam karanlık olmadan gideceğimiz yere yaklaşmak isteğimiz vardı...

Otoparktan gayet ustaca çıkıp aynı ustalığı göstererek M90/A9’a bağlandık. M İngilizce’de Motorway’in yani otobanın kısaltılmışı. Inverness ile Edinburgh arası kısa bir yer otoban yani dört şeritli hızlı yol, kalanı ise, yani A9 olduğundan itibaren ise iki şerite dönüyor. Bütün Birleşik Krallık’taki yollarda mutlaka bir veya iki radar var, ama radarlı bölümler öncesinde yol kenarlarında ilginç bir işaret ile uyarı var, onu görünce ve trafiği de aynı anda izlerseniz herkesin yavaşlamasıyla siz de yavaşlayın. Birleşik Krallık’taki radarlar genellikle gri metal, yan yan sarı çizgiler olan bir kutunun içinde ve içlerindeki kamera çok hızlı fotoğraf çekiyor, onun için tekrar söyleyeyim; dikkat!

Inverness üzerinden son durağımız olan Gairloch’a varmak tahmin ettiğimizden biraz daha uzun sürdü. Sebebi de Google Maps’tan önceden print etmiş olduğumuz haritaya göre biz yolu bulmaya çalışırken aynı yere giden ve farklı özellikler taşıyan üçer yol daha olduğunu keşfettik. Aman sakın karıştırmayın, bunu Inverness’ten sonraki kısım için söylüyorum... Biz Google Maps haritasına göre yolu takip ediyoruz sanırken, bir fark ettik ki meğerse birazcık erken bir dönüş ile başka bir alternatiften yol alıyoruz.

İskoçya’da şehir merkezlerinden uzaklaştıkça yollar çok şeritli olmaktan çıkıyor ve tek şeride iniyor. O tek şeridi hem gelen hem de giden trafik kullanıyor. Aralarda cepler var. O ceplerden faydalanarak ve önceden trafiği görüp hesaplayarak gelen trafiğe ya yol vermeli ya da karşınızdakinin yol vermesini beklemeniz gerekiyor. Yani masaldaki gibi fazla keçilik değil, aksine oldukça kibarlık yapmak lazım.


Kaldığımız yer ve detayları:

Gairloch diye küçük bir kasaba (bu arada ben küçük küçük diyip duruyorum, zannedersem onların ölçülerine göre gayet büyük bir kasaba burası, bize göre değil ama!) kaldığımız otelin bulunduğu yer. Güzel bir sahil kasabası, sadece bizim kaldığımız yer değil, etrafta birçok restore edilmiş başka pansiyonlar veya İngilizlerin dediği gibi B&B (biendbi diye okunuyor - bizdeki karşılığı bence pansiyon)’ler var. Sezon dışında gittiğimizden fazla açık yer yoktu, onun için aynı anda renovasyonu da süren Myrtle Bank Hotel’de kaldık. Rezervasyon veya kalınacak yer konusunda çok ısrarcı veya karar verici olamadık çünkü bunu bizim adımıza Kerem’in İskoçya’daki İngiliz fotoğrafçı arkadaşı yaptı. Otel temiz, banyosu güzel, kahvaltısı idare ederdi. Önünde deniz (Atlantik Okyanusu) ve otoparkı var. Etrafı ferah. Yakınlarında bir market var. Daha fazla detay bilmek isteyen için otelin websitesi;

http://www.myrtlebankhotelgairloch.co.uk/
0 Comments